Forum Hikâyesi • Erişilebilir Yaşam • Mimari Çözümler
[HEADING=1]Engelli Rampa Eğimi Kaç Olmalı? Bir Mahallenin Önündeki Küçük Eşiğin Büyük Hikâyesi[/HEADING]
Geçenlerde mahallemizde yaşanan bir olay, engelli rampalarının yalnızca beton, ölçü ve yönetmelikten ibaret olmadığını bana yeniden düşündürdü. Aslında mesele, bir insanın evinden çıkıp istediği yere kendi başına ulaşabilmesiymiş. Bunu hepimiz biliyoruz sanıyoruz ama bazen bir kaldırımın önünde durup gerçek anlamda düşünmek gerekiyor.
Bizim mahallede yıllardır hizmet veren küçük bir kültür merkezi vardı. Çocuklar burada kurslara katılır, yaşlılar sabahları çay içer, gençler de akşamları düzenlenen etkinliklere giderdi. Ancak binanın girişinde üç basamak bulunuyordu. Merkeze tekerlekli sandalye kullanan birinin gelmesi gerektiğinde çalışanlar hemen sandalyesini kaldırmaya çalışıyor, birkaç kişi yardım ediyor ve sorun çözüldü sanılıyordu.
Ta ki bir gün, mahallemize yeni taşınan Murat Bey'in kızı Elif, bu duruma itiraz edene kadar…
Elif, mimarlık öğrencisiydi. Babası Murat ise yıllarca şantiyelerde çalışmış, ölçü almayı, malzeme hesaplamayı ve bir işin nasıl planlanacağını iyi bilen bir ustaydı. Mahalledeki komşuları Zeynep Hanım da sosyal hizmet alanında çalışıyordu. Üçü bir araya geldiğinde basit bir rampa yapma fikri, bütün mahallenin erişilebilirlik anlayışını değiştirecek bir projeye dönüştü.
Ama önce şu soruyu cevaplamaları gerekiyordu: Engelli rampası eğimi kaç olmalıydı?
[HEADING=1]1. Bölüm: Bir Rampanın Ölçüsü Neden Bu Kadar Önemli?[/HEADING]
Murat Bey, ilk iş olarak binanın girişindeki kot farkını ölçtü. Üç basamağın toplam yüksekliğinin yaklaşık 45 santimetre olduğunu belirledi. Ardından cebinden kalemini çıkarıp bir kâğıda hesap yapmaya başladı.
“Önce yüksekliği belirleyeceğiz, sonra bu yüksekliği güvenli biçimde aşmak için ne kadar uzunluğa ihtiyacımız olduğunu hesaplayacağız,” dedi.
Elif ise binanın önünde durup kaldırımdan girişe kadar olan alanı inceledi.
“Baba, yalnızca rampanın uzunluğunu hesaplamak yetmez. Birisi bu rampayı tek başına çıkabilecek mi? Yağmur yağdığında kayacak mı? Tekerlekli sandalyesiyle yukarı çıkarken dinlenmesi gerekirse nerede duracak? Bunları da düşünmeliyiz.”
Murat Bey başını salladı. Onun yaklaşımı hesaplamayı ve uygulanabilir bir çözüm geliştirmeyi temel alıyordu. Elif ise aynı çözümün insanların günlük yaşamındaki karşılığını anlamaya çalışıyordu. Biri diğerinden daha önemli değildi; doğru bir tasarım için ikisine de ihtiyaç vardı.
Burada temel kavramı açıklayalım.
Engelli rampası eğimi, rampanın dikey yüksekliğinin yatay uzunluğuna oranıdır. Örneğin 10 santimetrelik bir yüksekliği aşmak için 100 santimetre yatay uzunluk kullanılırsa eğim yüzde 10 olur.
Formül şöyledir:
Eg˘im (%)=Yu¨kseklikYatay uzunluk×100\text{Eğim (\%)}=\frac{\text{Yükseklik}}{\text{Yatay uzunluk}}\times100Eg˘im (%)=Yatay uzunlukYu¨kseklik×100
Bu hesapta rampanın eğimli yüzeyinin uzunluğu değil, yatay izdüşümü esas alınır.
Peki, uygun eğim kaç olmalı?
Türkiye'de erişilebilirlik tasarımında tek bir eğimin bütün rampalar için yeterli olduğunu düşünmek doğru değildir. İzin verilen eğim; aşılması gereken yükseklik, rampanın kullanım amacı, ilgili yapı ve erişilebilirlik düzenlemeleri gibi etkenlere bağlıdır. Kullanım kolaylığı açısından daha düşük eğim genellikle daha avantajlıdır.
Uygulamada sıkça başvurulan tasarım değerleri arasında şu oranlar bulunur:
- %5 eğim: Uzun mesafelerde ve uygun alan bulunduğunda daha rahat bir kullanım sağlayabilir.
- %6–8 eğim: Bazı kısa ve kontrollü uygulamalarda değerlendirilebilen bir aralıktır; uygunluğu ilgili kurallara göre doğrulanmalıdır.
- %10 eğim: Rampayı daha kısa alana sığdırma imkânı verse de özellikle manuel tekerlekli sandalye kullanıcıları için daha fazla fiziksel güç gerektirebilir.
- %12 ve üzeri: Dikliği nedeniyle ciddi kullanım güçlükleri oluşturabilir; genel bir çözüm olarak tercih edilmemeli ve mevzuat uygunluğu ayrıca incelenmelidir.
Bu oranlar her yapı için geçerli, bağımsız bir yasal izin listesi değildir. Özellikle kamusal binalarda ve yeni yapılarda uygulanacak eğim, ilgili standart ve mevzuatın güncel hükümlerine göre belirlenmelidir.
Elif, mahalledeki komşulara dönerek şöyle sordu:
“Bir rampanın yalnızca yapılmış olması yeterli mi, yoksa onu kullanan kişinin başka birinin yardımına ihtiyaç duymadan ilerleyebilmesi de tasarımın bir parçası mı?”
O gün ilk kez birçok kişi, erişilebilirliğin sadece binaya bir ekleme yapmak olmadığını fark etti.
[HEADING=1]2. Bölüm: Doğru Eğim Nasıl Hesaplanır?[/HEADING]
Ertesi sabah Murat Bey, Elif ve Zeynep Hanım kültür merkezinin önünde yeniden buluştu. Murat Bey elindeki ölçüleri göstererek, “Buradaki yükseklik yaklaşık 45 santimetre. Şimdi bina giriş rampaları için geçerli ölçütlere bakalım,” dedi.
Türkiye'de bina girişleri için TS 9111 standardında yer alan yaygın eğim tablosu, aşılması gereken yüksekliğe göre farklı üst sınırlar belirler. İlgili düzenlemelerde de bu değerlere atıf yapılır. Resmi Gazete+1
Aşılan yükseklik En fazla eğim Oran
15 cm ve daha az %8 1:12
16–50 cm %7 1:14
51–100 cm %6 1:16
100 cm üzeri %5 1:20
Bu tablo, bina giriş rampaları için yol gösterici bir teknik referanstır. Uygulamada ilgili standardın güncel baskısı, yapının niteliği ve geçerli mevzuat birlikte kontrol edilmelidir.
Murat Bey, 45 santimetrelik kot farkını yüzde 7 eğime göre hesapladı:
Yatay uzunluk=450,07\text{Yatay uzunluk}=\frac{45}{0{,}07}Yatay uzunluk=0,0745
Sonuç yaklaşık 6,43 metreydi.
Yani 45 santimetrelik yükseklik için yüzde 7 eğim hedeflendiğinde, yalnızca eğimli bölümün yatay uzunluğu yaklaşık 6,43 metre olmalıydı. Buna ara sahanlıklar ve kapı önündeki manevra alanları dâhil değildi.
“Demek ki üç basamaklık bir giriş için altı metreden fazla alan gerekiyor,” diye şaşırdı mahalle sakinlerinden biri.
Elif gülümsedi. “Erişilebilirliğin en çok gözden kaçan tarafı bu. Merdiven birkaç santimetre yer kaplıyor gibi görünebilir ama güvenli bir rampa çok daha uzun bir alana ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle tasarımın bina yapılırken düşünülmesi önemli.”
Murat Bey de başka bir noktaya dikkat çekti: “Eğer alanı ölçmeden işe başlarsak, rampayı bitirdiğimizde kapıyı kapatamayabiliriz ya da kaldırımın geçişini engelleyebiliriz. Önce plan, sonra uygulama.”
İşte stratejik düşünmek tam da buydu: Sorunu yalnızca çözmek değil, çözümün başka bir soruna dönüşmesini de önlemek.
Küçük bir hesap örneği: Kot farkı 30 santimetre olan bir bina girişinde yüzde 7 eğim esas alınırsa gereken yatay uzunluk yaklaşık 4,29 metredir. Aynı yükseklik yüzde 5 eğimle aşılmak istenirse uzunluk 6 metreye çıkar.
Peki sizin mahallenizdeki binaların önünde bu kadar alan bulunuyor mu? Yoksa erişilebilirlik, daha inşaat aşamasında yeterince düşünülmediği için mi sonradan zorlaşıyor?
[HEADING=1]3. Bölüm: Bir Rampanın Görünmeyen Ayrıntıları[/HEADING]
Mahalle sakinleri ilk başta rampanın uzunluğuna odaklanmıştı. Fakat Zeynep Hanım, kültür merkezine düzenli olarak gelen yaşlılarla ve hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerle konuşunca başka sorunlar da ortaya çıktı.
Bir kişi, yağmurlu havalarda kaldırımda kaymaktan korktuğunu söyledi. Başka biri, kapının hemen önünde durup anahtarını çıkarmak için yeterli alan bulamadığını anlattı. Tekerlekli sandalye kullanan bir genç ise rampanın sonunda kapının kendisine doğru açılmasının manevra yapmayı zorlaştırdığını belirtti.
Zeynep Hanım bu konuşmaları bir deftere kaydetti.
“Bazen bir yapının eksikliğini çizimde göremezsiniz,” dedi. “Onu kullanan insanları dinlediğinizde fark edersiniz.”
Elif de bu görüşleri tasarıma aktardı. Murat Bey ise uygulama sırasında ihtiyaç duyulacak malzemeleri, drenajı ve zeminin taşıma kapasitesini hesaplamaya başladı. Böylece proje, üç kişinin farklı bakış açılarının birleştiği bir çalışmaya dönüştü.
İyi bir engelli rampasında yalnızca eğim değil, aşağıdaki özellikler de önemlidir:
- Kaymaz yüzey: Islak zeminde kayma riskini azaltmalı, tekerleklerin hareketini güçleştirmemelidir.
- Yeterli genişlik: Kullanıcıya rahatça ilerleyebileceği bir geçiş alanı sağlamalıdır. Kesin genişlik, ilgili standart ve kullanım koşullarına göre belirlenmelidir.
- Korkuluk ve küpeşteler: Gereken yerlerde güvenli tutunma sağlamalı, rampanın tasarımına uygun biçimde yerleştirilmelidir.
- Kenar koruması: Tekerleklerin rampanın kenarından çıkma riskini azaltmalıdır.
- Ara sahanlıklar: Uzun rampalarda dinlenme, yön değiştirme ve manevra yapma olanağı sunmalıdır.
- Kapı önündeki alan: Rampanın bitiminde kapıya erişmek ve kapıyı açmak için yeterli düz alan bulunmalıdır.
- Yağmur suyu tahliyesi: Su birikmesi ve buzlanma gibi riskler dikkate alınmalıdır.
Bunlar yalnızca teknik ayrıntılar değildir. Bir küpeştenin yüksekliği, bir sahanlığın konumu veya zeminin dokusu, kişinin tek başına hareket edebilmesini doğrudan etkileyebilir. Bina girişleri ve rampalar konusunda TS 9111 standardına uyulması gerektiği, ilgili yapı mevzuatında açıkça belirtilmektedir. Mevzuat+1
Zeynep Hanım'ın defterine yazdığı bir cümle, toplantının en önemli notu hâline geldi:
“İnsanları düşünmeden yapılan bir rampa, ölçüleri doğru olsa bile gerçek anlamda erişilebilir olmayabilir.”
[HEADING=1]4. Bölüm: Erişilebilirliğin Tarihsel Yolculuğu[/HEADING]
Proje üzerinde çalışırlarken Elif, üniversitede öğrendiği bir konuyu arkadaşlarıyla paylaştı. Geçmişte şehirler çoğunlukla yürüyebilen, merdiven çıkabilen ve standart fiziksel özelliklere sahip olduğu varsayılan insanlar düşünülerek tasarlanıyordu. Bu anlayışın sonucunda engelli bireyler, yaşlılar, çocuk arabası kullanan ebeveynler ve geçici sakatlık yaşayan kişiler kamusal alanlarda pek çok engelle karşılaşıyordu.
[HEADING=1]Engelli Rampa Eğimi Kaç Olmalı? Bir Mahallenin Önündeki Küçük Eşiğin Büyük Hikâyesi[/HEADING]
Geçenlerde mahallemizde yaşanan bir olay, engelli rampalarının yalnızca beton, ölçü ve yönetmelikten ibaret olmadığını bana yeniden düşündürdü. Aslında mesele, bir insanın evinden çıkıp istediği yere kendi başına ulaşabilmesiymiş. Bunu hepimiz biliyoruz sanıyoruz ama bazen bir kaldırımın önünde durup gerçek anlamda düşünmek gerekiyor.
Bizim mahallede yıllardır hizmet veren küçük bir kültür merkezi vardı. Çocuklar burada kurslara katılır, yaşlılar sabahları çay içer, gençler de akşamları düzenlenen etkinliklere giderdi. Ancak binanın girişinde üç basamak bulunuyordu. Merkeze tekerlekli sandalye kullanan birinin gelmesi gerektiğinde çalışanlar hemen sandalyesini kaldırmaya çalışıyor, birkaç kişi yardım ediyor ve sorun çözüldü sanılıyordu.
Ta ki bir gün, mahallemize yeni taşınan Murat Bey'in kızı Elif, bu duruma itiraz edene kadar…
Elif, mimarlık öğrencisiydi. Babası Murat ise yıllarca şantiyelerde çalışmış, ölçü almayı, malzeme hesaplamayı ve bir işin nasıl planlanacağını iyi bilen bir ustaydı. Mahalledeki komşuları Zeynep Hanım da sosyal hizmet alanında çalışıyordu. Üçü bir araya geldiğinde basit bir rampa yapma fikri, bütün mahallenin erişilebilirlik anlayışını değiştirecek bir projeye dönüştü.
Ama önce şu soruyu cevaplamaları gerekiyordu: Engelli rampası eğimi kaç olmalıydı?
[HEADING=1]1. Bölüm: Bir Rampanın Ölçüsü Neden Bu Kadar Önemli?[/HEADING]
Murat Bey, ilk iş olarak binanın girişindeki kot farkını ölçtü. Üç basamağın toplam yüksekliğinin yaklaşık 45 santimetre olduğunu belirledi. Ardından cebinden kalemini çıkarıp bir kâğıda hesap yapmaya başladı.
“Önce yüksekliği belirleyeceğiz, sonra bu yüksekliği güvenli biçimde aşmak için ne kadar uzunluğa ihtiyacımız olduğunu hesaplayacağız,” dedi.
Elif ise binanın önünde durup kaldırımdan girişe kadar olan alanı inceledi.
“Baba, yalnızca rampanın uzunluğunu hesaplamak yetmez. Birisi bu rampayı tek başına çıkabilecek mi? Yağmur yağdığında kayacak mı? Tekerlekli sandalyesiyle yukarı çıkarken dinlenmesi gerekirse nerede duracak? Bunları da düşünmeliyiz.”
Murat Bey başını salladı. Onun yaklaşımı hesaplamayı ve uygulanabilir bir çözüm geliştirmeyi temel alıyordu. Elif ise aynı çözümün insanların günlük yaşamındaki karşılığını anlamaya çalışıyordu. Biri diğerinden daha önemli değildi; doğru bir tasarım için ikisine de ihtiyaç vardı.
Burada temel kavramı açıklayalım.
Engelli rampası eğimi, rampanın dikey yüksekliğinin yatay uzunluğuna oranıdır. Örneğin 10 santimetrelik bir yüksekliği aşmak için 100 santimetre yatay uzunluk kullanılırsa eğim yüzde 10 olur.
Formül şöyledir:
Eg˘im (%)=Yu¨kseklikYatay uzunluk×100\text{Eğim (\%)}=\frac{\text{Yükseklik}}{\text{Yatay uzunluk}}\times100Eg˘im (%)=Yatay uzunlukYu¨kseklik×100
Bu hesapta rampanın eğimli yüzeyinin uzunluğu değil, yatay izdüşümü esas alınır.
Peki, uygun eğim kaç olmalı?
Türkiye'de erişilebilirlik tasarımında tek bir eğimin bütün rampalar için yeterli olduğunu düşünmek doğru değildir. İzin verilen eğim; aşılması gereken yükseklik, rampanın kullanım amacı, ilgili yapı ve erişilebilirlik düzenlemeleri gibi etkenlere bağlıdır. Kullanım kolaylığı açısından daha düşük eğim genellikle daha avantajlıdır.
Uygulamada sıkça başvurulan tasarım değerleri arasında şu oranlar bulunur:
- %5 eğim: Uzun mesafelerde ve uygun alan bulunduğunda daha rahat bir kullanım sağlayabilir.
- %6–8 eğim: Bazı kısa ve kontrollü uygulamalarda değerlendirilebilen bir aralıktır; uygunluğu ilgili kurallara göre doğrulanmalıdır.
- %10 eğim: Rampayı daha kısa alana sığdırma imkânı verse de özellikle manuel tekerlekli sandalye kullanıcıları için daha fazla fiziksel güç gerektirebilir.
- %12 ve üzeri: Dikliği nedeniyle ciddi kullanım güçlükleri oluşturabilir; genel bir çözüm olarak tercih edilmemeli ve mevzuat uygunluğu ayrıca incelenmelidir.
Bu oranlar her yapı için geçerli, bağımsız bir yasal izin listesi değildir. Özellikle kamusal binalarda ve yeni yapılarda uygulanacak eğim, ilgili standart ve mevzuatın güncel hükümlerine göre belirlenmelidir.
Elif, mahalledeki komşulara dönerek şöyle sordu:
“Bir rampanın yalnızca yapılmış olması yeterli mi, yoksa onu kullanan kişinin başka birinin yardımına ihtiyaç duymadan ilerleyebilmesi de tasarımın bir parçası mı?”
O gün ilk kez birçok kişi, erişilebilirliğin sadece binaya bir ekleme yapmak olmadığını fark etti.
[HEADING=1]2. Bölüm: Doğru Eğim Nasıl Hesaplanır?[/HEADING]
Ertesi sabah Murat Bey, Elif ve Zeynep Hanım kültür merkezinin önünde yeniden buluştu. Murat Bey elindeki ölçüleri göstererek, “Buradaki yükseklik yaklaşık 45 santimetre. Şimdi bina giriş rampaları için geçerli ölçütlere bakalım,” dedi.
Türkiye'de bina girişleri için TS 9111 standardında yer alan yaygın eğim tablosu, aşılması gereken yüksekliğe göre farklı üst sınırlar belirler. İlgili düzenlemelerde de bu değerlere atıf yapılır. Resmi Gazete+1
Aşılan yükseklik En fazla eğim Oran
15 cm ve daha az %8 1:12
16–50 cm %7 1:14
51–100 cm %6 1:16
100 cm üzeri %5 1:20
Bu tablo, bina giriş rampaları için yol gösterici bir teknik referanstır. Uygulamada ilgili standardın güncel baskısı, yapının niteliği ve geçerli mevzuat birlikte kontrol edilmelidir.
Murat Bey, 45 santimetrelik kot farkını yüzde 7 eğime göre hesapladı:
Yatay uzunluk=450,07\text{Yatay uzunluk}=\frac{45}{0{,}07}Yatay uzunluk=0,0745
Sonuç yaklaşık 6,43 metreydi.
Yani 45 santimetrelik yükseklik için yüzde 7 eğim hedeflendiğinde, yalnızca eğimli bölümün yatay uzunluğu yaklaşık 6,43 metre olmalıydı. Buna ara sahanlıklar ve kapı önündeki manevra alanları dâhil değildi.
“Demek ki üç basamaklık bir giriş için altı metreden fazla alan gerekiyor,” diye şaşırdı mahalle sakinlerinden biri.
Elif gülümsedi. “Erişilebilirliğin en çok gözden kaçan tarafı bu. Merdiven birkaç santimetre yer kaplıyor gibi görünebilir ama güvenli bir rampa çok daha uzun bir alana ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle tasarımın bina yapılırken düşünülmesi önemli.”
Murat Bey de başka bir noktaya dikkat çekti: “Eğer alanı ölçmeden işe başlarsak, rampayı bitirdiğimizde kapıyı kapatamayabiliriz ya da kaldırımın geçişini engelleyebiliriz. Önce plan, sonra uygulama.”
İşte stratejik düşünmek tam da buydu: Sorunu yalnızca çözmek değil, çözümün başka bir soruna dönüşmesini de önlemek.
Küçük bir hesap örneği: Kot farkı 30 santimetre olan bir bina girişinde yüzde 7 eğim esas alınırsa gereken yatay uzunluk yaklaşık 4,29 metredir. Aynı yükseklik yüzde 5 eğimle aşılmak istenirse uzunluk 6 metreye çıkar.
Peki sizin mahallenizdeki binaların önünde bu kadar alan bulunuyor mu? Yoksa erişilebilirlik, daha inşaat aşamasında yeterince düşünülmediği için mi sonradan zorlaşıyor?
[HEADING=1]3. Bölüm: Bir Rampanın Görünmeyen Ayrıntıları[/HEADING]
Mahalle sakinleri ilk başta rampanın uzunluğuna odaklanmıştı. Fakat Zeynep Hanım, kültür merkezine düzenli olarak gelen yaşlılarla ve hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerle konuşunca başka sorunlar da ortaya çıktı.
Bir kişi, yağmurlu havalarda kaldırımda kaymaktan korktuğunu söyledi. Başka biri, kapının hemen önünde durup anahtarını çıkarmak için yeterli alan bulamadığını anlattı. Tekerlekli sandalye kullanan bir genç ise rampanın sonunda kapının kendisine doğru açılmasının manevra yapmayı zorlaştırdığını belirtti.
Zeynep Hanım bu konuşmaları bir deftere kaydetti.
“Bazen bir yapının eksikliğini çizimde göremezsiniz,” dedi. “Onu kullanan insanları dinlediğinizde fark edersiniz.”
Elif de bu görüşleri tasarıma aktardı. Murat Bey ise uygulama sırasında ihtiyaç duyulacak malzemeleri, drenajı ve zeminin taşıma kapasitesini hesaplamaya başladı. Böylece proje, üç kişinin farklı bakış açılarının birleştiği bir çalışmaya dönüştü.
İyi bir engelli rampasında yalnızca eğim değil, aşağıdaki özellikler de önemlidir:
- Kaymaz yüzey: Islak zeminde kayma riskini azaltmalı, tekerleklerin hareketini güçleştirmemelidir.
- Yeterli genişlik: Kullanıcıya rahatça ilerleyebileceği bir geçiş alanı sağlamalıdır. Kesin genişlik, ilgili standart ve kullanım koşullarına göre belirlenmelidir.
- Korkuluk ve küpeşteler: Gereken yerlerde güvenli tutunma sağlamalı, rampanın tasarımına uygun biçimde yerleştirilmelidir.
- Kenar koruması: Tekerleklerin rampanın kenarından çıkma riskini azaltmalıdır.
- Ara sahanlıklar: Uzun rampalarda dinlenme, yön değiştirme ve manevra yapma olanağı sunmalıdır.
- Kapı önündeki alan: Rampanın bitiminde kapıya erişmek ve kapıyı açmak için yeterli düz alan bulunmalıdır.
- Yağmur suyu tahliyesi: Su birikmesi ve buzlanma gibi riskler dikkate alınmalıdır.
Bunlar yalnızca teknik ayrıntılar değildir. Bir küpeştenin yüksekliği, bir sahanlığın konumu veya zeminin dokusu, kişinin tek başına hareket edebilmesini doğrudan etkileyebilir. Bina girişleri ve rampalar konusunda TS 9111 standardına uyulması gerektiği, ilgili yapı mevzuatında açıkça belirtilmektedir. Mevzuat+1
Zeynep Hanım'ın defterine yazdığı bir cümle, toplantının en önemli notu hâline geldi:
“İnsanları düşünmeden yapılan bir rampa, ölçüleri doğru olsa bile gerçek anlamda erişilebilir olmayabilir.”
[HEADING=1]4. Bölüm: Erişilebilirliğin Tarihsel Yolculuğu[/HEADING]
Proje üzerinde çalışırlarken Elif, üniversitede öğrendiği bir konuyu arkadaşlarıyla paylaştı. Geçmişte şehirler çoğunlukla yürüyebilen, merdiven çıkabilen ve standart fiziksel özelliklere sahip olduğu varsayılan insanlar düşünülerek tasarlanıyordu. Bu anlayışın sonucunda engelli bireyler, yaşlılar, çocuk arabası kullanan ebeveynler ve geçici sakatlık yaşayan kişiler kamusal alanlarda pek çok engelle karşılaşıyordu.