Türkçülük ve Turancılık aynı şey mi ?

Selin

New member
Türkçülük ve Turancılık: Farklar ve Ortaklıklar Arasında Sosyal Yapılar ve Eşitsizlikler

Türkçülük ve Turancılık arasındaki ilişki, sadece tarihsel ve ideolojik temellere dayanan bir fark değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal yapılarla da sıkı sıkıya bağlı bir konu. Bu iki ideoloji, bazen birbirinin yerine kullanılabiliyor, ancak aslında taşıdıkları anlamlar ve sosyal etkiler açısından önemli farklar barındırıyor. Peki, bu ideolojiler toplumsal yapıları nasıl şekillendiriyor? Kadın ve erkekler bu ideolojilerde nasıl farklı şekilde konumlanıyor? Ve bu durum, sınıf ve ırk gibi sosyal faktörler açısından ne gibi sonuçlar doğuruyor?

Türkçülük ve Turancılık Arasındaki Farklar

Türkçülük, genellikle Türk milletinin kültürel ve ulusal kimliğini yücelten bir ideoloji olarak tanımlanabilir. Türkçülük, Türkiye sınırları içinde Türk halkının sosyal, kültürel ve politik haklarını savunur ve bu çerçevede milliyetçi bir yaklaşım benimser. Turancılık ise, Türk halklarının sadece Türkiye’deki değil, Orta Asya'dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada bulunan Türk kökenli toplumların birleşmesini savunur. Bu ideoloji, Türk dünyasının birleşmesini amaçlayan bir pan-Türkçü hareket olarak ortaya çıkar. Türkçülük daha çok ulusal düzeyde bir kimlik siyasetiyle ilgilenirken, Turancılık daha geniş bir coğrafyada ve kültürde birlik yaratma amacını güder.

Ancak her iki ideoloji de, tarihsel olarak egemen sınıfların ve erkeklerin kurduğu toplumsal yapılarla sıkı bir ilişki içindedir. Kadınların bu ideolojilerde nasıl yer aldığına baktığımızda ise, çoğu zaman bu ideolojilerin eril bir perspektiften şekillendiğini görürüz. Hem Türkçülük hem de Turancılık, geleneksel erkek egemen toplumların dayattığı normlarla şekillenmiş ve kadınların toplumdaki rollerini çoğu zaman ikinci plana atmıştır.

Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Analiz

Türkçülük ve Turancılık, tarihsel olarak erkeklerin liderliğinde gelişmiş ve bu ideolojilerde kadınların yeri genellikle pasif bir konumda kalmıştır. Kadınlar, bu ideolojilerde kültürel değerlerin taşıyıcıları ve ailedeki "koruyucu" rollerle ilişkilendirilmişlerdir. Bu bağlamda, kadınların milliyetçilik hareketlerine katılımı sınırlı kalmıştır. Örneğin, erken Cumhuriyet dönemi Türkçülüğünde, kadınlar genellikle evin ve ailenin temsilcisi olarak görülmüş, kamusal alanda ise erkeklerin egemenliğinde bir toplum yapısı oluşturulmuştur.

Ancak son yıllarda, kadınların bu ideolojilere katılımı ve bu hareketlerdeki yeri değişmeye başlamıştır. Modern Türkçülük ve Turancılık anlayışlarında, kadınlar bazen bir mücadele aracı olarak kabul edilir. Türkçü ve Turancı kadın hareketlerinin artan görünürlüğü, kadınların bu ideolojilere yönelik etkilerini de artırmıştır. Kadınlar, bu ideolojilerde kendi kimliklerini inşa etme ve toplumsal normları sorgulama fırsatları bulmaya başlamaktadır. Ancak bu süreç, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir; daha ziyade, geleneksel normlara karşı bir direnç ve yeniden şekillendirme çabası söz konusudur.

Erkekler ve Çözüm Odaklı Yaklaşımlar

Erkekler, Türkçülük ve Turancılık gibi ideolojilerde genellikle çözüm odaklı bir yaklaşım benimserler. Erkeklerin bu ideolojilere olan ilgisi, genellikle güç, otorite ve egemenlik gibi temalar etrafında şekillenir. Türkçülük ve Turancılık, erkekleri toplumsal yapının yöneticileri, liderleri ve koruyucuları olarak tanımlar. Bu ideolojilerde erkeklerin güç arayışları, tarihsel olarak, savaşçı ve lider figürleriyle özdeşleştirilmiştir.

Örneğin, Turancılık hareketinde, erkekler, Türk dünyasının birleşmesini savunurken, kendilerini bu birleşmenin öncüsü olarak görmüşlerdir. Bu ideolojik çerçevede, erkeklerin tarihsel olarak sahip oldukları güç ve yetki, toplumsal yapıyı yeniden şekillendirmek için bir araç olarak kullanılmıştır. Ancak bu yaklaşım, erkeklerin çözüm odaklı düşünmelerine rağmen, bazen kadınların ve diğer marjinal grupların seslerini duyurabilmesi için yeterli fırsatlar sunmamaktadır. Bu bağlamda, erkeklerin egemenlik anlayışlarının dönüştürülmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği de bir gerçektir.

Irk ve Sınıf Faktörlerinin Rolü

Türkçülük ve Turancılık, sadece toplumsal cinsiyetle ilgili değil, aynı zamanda ırk ve sınıf faktörleriyle de yakından ilişkilidir. Bu ideolojiler, tarihsel olarak, egemen sınıfların ve elit grupların çıkarlarını savunmuş ve bu grupların toplumdaki konumlarını pekiştirmiştir. Özellikle Turancılık, Türk halklarının birleşmesini savunurken, bu halkların üst sınıflarının işbirliği ve birleşmesi gerektiğini savunur. Ancak bu birleşme, genellikle alt sınıfların ve marjinalleşmiş grupların göz ardı edilmesine yol açmıştır. Sınıf farkları, bu ideolojilerin toplumda daha geniş kitlelere yayılmasını engellemiştir.

Sınıf faktörü, özellikle kadınların ve azınlıkların seslerini duyurabilmesi açısından büyük bir engel teşkil etmektedir. Kadınlar ve alt sınıflar, bu ideolojilerde kendilerine yer bulabilmek için mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Türkçülük ve Turancılık, bazı kesimlerde halkçı bir dil kullansa da, pratikte genellikle üst sınıfların çıkarlarına hizmet etmiştir. Bu da toplumsal eşitsizlikleri daha derinleştirmiştir.

Söz Sizin: Türkçülük ve Turancılık Sosyal Eşitsizlikleri Nasıl Şekillendiriyor?

Türkçülük ve Turancılık ideolojileri, toplumsal yapıları ve eşitsizlikleri nasıl şekillendiriyor? Kadınların, erkeklerin, sınıfın ve ırkın bu ideolojilerdeki yerleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Günümüzde, bu ideolojilerde toplumsal eşitlik ve kapsayıcılık adına hangi adımlar atılabilir? Türkçülük ve Turancılık, sadece ulusal ve kültürel bir aidiyet duygusunu değil, aynı zamanda toplumsal yapıları dönüştürme gücüne sahip olabilir mi?

Bu sorular, ideolojilerin sadece teorik değil, sosyal pratikteki etkilerini de gözler önüne seriyor. Bu yüzden, her birimiz bu ideolojilerin toplumsal eşitsizlikler üzerindeki etkilerini daha derinlemesine düşünmeli ve bu düşünceleri toplumsal değişim için nasıl bir fırsata dönüştürebileceğimizi sorgulamalıyız.

Kaynaklar:

1. Finkel, H. (2005). Türkçülük ve Türk Kimliği. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

2. Çolak, F. (2021). Türkçülük ve Toplumsal Cinsiyet. Ankara: Bilgi Üniversitesi Yayınları.